Asla Giyilmemesi Gereken 5 Parça: Şıklığı Bir Anda Aşağı Çeken Moda Hataları

Asla Giyilmemesi Gereken 5 Parça: Şıklığı Bir Anda Aşağı Çeken Moda Hataları

Gözde İşbilir yazdı

Şık görünmek bazen doğru parçaları seçmekten çok, yanlış parçaları gardıroptan çıkarmakla başlıyor. Ten rengi tayttan aşırı yırtık jean’e, logo istilasından yanlış blazer seçimine kadar görünümü bir anda aşağı çekebilen 5 parçayı Gözde İşbilir, Mood Magazin okurları için yorumladı.

Moda dünyasında sık sık şu cümleyi duyarız: “Doğru kombinlenirse her şey giyilebilir.”

Ben bu konuda biraz daha seçiciyim.

Çünkü bazı parçalar var ki ne kadar iyi bir çanta, ne kadar kaliteli bir ayakkabı ya da ne kadar güçlü bir styling ile tamamlanırsa tamamlansın, bütün görünümün seviyesini aşağı çekebiliyor.

Üstelik bunun yaşla, beden ölçüsüyle ya da kıyafetin fiyatıyla doğrudan bir ilgisi yok.

Bazen şık görünmenin en kısa yolu yeni bir şey satın almak değil, yanlış parçayla vedalaşmaktır.

İşte bana göre gardıropta bulunması bile iki kez düşünülmesi gereken 5 parça.

Ten Rengi Tayt
Listenin zirvesi benim için oldukça net.

Tayt zaten vücudu tamamen saran ve doğal olarak dikkat çeken bir parça. Rengi ten tonuna fazlasıyla yaklaştığında ise birkaç metre uzaktan bakıldığında oldukça talihsiz bir görüntü oluşturabiliyor.

Buradaki problem taytın kendisinden çok renk seçimi.

Tayt kullanmayı seviyorsanız siyah, koyu gri, antrasit, lacivert ya da kahve gibi daha belirgin tonlar çok daha dengeli bir görünüm sağlar.

Moda bazen dikkat çekmektir, evet.

Ama dikkat çekmekle yanlış anlaşılmak arasında ince bir çizgi var.

Aşırı Yırtık Jean

Jean modasının en güzel taraflarından biri rahat ve zamansız olmasıdır.

Ufak bir diz yırtığı, hafif eskitme ya da iyi uygulanmış birkaç detay jean’e karakter kazandırabilir. Fakat kumaşın kendisinden daha fazla boşluk gördüğümüz modeller için aynı şeyi söylemek oldukça zor.

Bir dönem sokak modasının vazgeçilmezlerinden olan aşırı yırtık jean’ler bugün birçok kombinde modernlikten çok geçmiş sezon hissi yaratıyor.

Buna karşılık iyi kesilmiş, vücuda doğru oturan ve fazla detaya ihtiyaç duymayan sade bir jean yıllarca gardırobunuzda kalabilir.

Trend gelir geçer.

İyi kesim ise çoğu zaman kalır.

Baştan Aşağı Logo

Bir markayı sevmekle markayı üzerinizde ilan etmek arasında ciddi bir fark var.

Çanta logolu, kemer logolu, tişört logolu, ayakkabı logolu…

Bir noktadan sonra kombin sizin stilinizi değil, satın aldığınız markaları anlatmaya başlıyor.

Oysa gerçek şıklığın en güçlü taraflarından biri sessiz olabilmesidir.

Kaliteli kumaş, iyi kesim, doğru renk dengesi ve güçlü aksesuar seçimi çoğu zaman dev bir logodan çok daha etkileyici görünür.

Bir parçanın değerli olduğunu göstermek için üzerindeki markanın sürekli bağırmasına gerek yok.

Hatta çoğu zaman en rafine görünüm, marka isminin ilk bakışta fark edilmediği görünümdür.

Ayağa Uymayan Ayakkabı
Şıklığın belki de en az konuşulan unsurlarından biri yürüyüştür.

Dünyanın en pahalı ayakkabısını giyebilirsiniz. Ancak ayakkabı ayağınızdan çıkıyorsa, parmaklarınızı sıkıştırıyorsa veya topuk yüksekliği nedeniyle doğal yürüyemiyorsanız bütün görünüm birkaç saniyede etkisini kaybeder.

Özellikle yalnızca “daha uzun görünmek” adına seçilen aşırı yüksek topuklar bazen kombine katkı sağlamaktan çok kişinin duruşunu bozuyor.

Ayakkabı yalnızca güzel görünmemeli.

Sizin onun içinde güzel yürümenizi de sağlamalı.

Çünkü özgüvenli bir yürüyüş, çoğu zaman en pahalı aksesuardan daha güçlüdür.

Üzerinize Oturmayan Blazer
Blazer, gardırobun en güçlü parçalarından biridir.

Jean ve basic bir tişörtün üzerine giyildiğinde bile görünümü saniyeler içinde yükseltebilir.

Ancak doğru kalıp seçilmediğinde aynı blazer bütün kombinin en büyük problemi haline gelebilir.

Düşük omuzlar, gereğinden uzun kollar, kapanırken gerilen düğmeler ya da bedeni olduğundan daha orantısız gösteren kesimler şıklığı doğrudan etkiler.

Burada etikette yazan beden numarasına fazla takılmamak gerekiyor.

Bir markada 36 size mükemmel otururken başka bir markada 38 veya 40 daha iyi görünebilir.

Önemli olan numara değil, kıyafetin vücudunuzda oluşturduğu siluettir.

İyi bir blazer sizi kıyafetin içine hapsetmez.

Tam tersine duruşunuzu güçlendirir.

Asıl Moda Kuralı: Her Trendi Giymek Zorunda Değilsiniz

Şimdi gelelim bütün bu listenin en önemli bölümüne.

Gerçek anlamda modada “yasak” var mı?

Elbette hayır.

Kişisel stil zaten biraz da kuralları kırabilme cesaretinden doğuyor. Ancak stil sahibi olmak, gördüğünüz her trendi üzerinizde denemek anlamına da gelmiyor.

Bir kıyafetin moda olması onun sizin için doğru olduğu anlamına gelmez.

Bir parçanın pahalı olması da otomatik olarak şık olduğu anlamına gelmez.

Ve herkesin giydiği bir şeyin size yakışmaması da modadan anlamadığınızı göstermez.

Tam tersine, kendi bedeninizi ve stilinizi tanımaya başladığınızın işareti olabilir.

Gardırobunuzda yalnızca “belki bir gün giyerim” dediğiniz parçaları biriktirmek yerine sizi gerçekten iyi gösteren, rahat hissettiren ve birkaç sezon sonra da severek kullanabileceğiniz kıyafetlere yer açın.

Çünkü iyi stil, her sezon daha fazla şey satın almak değildir.

Neyi giyeceğinizi bilmek kadar, neyi giymemeniz gerektiğini bilmek de stildir.

Gözde İşbilir

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.