Sait İnanç: Trend Olan Haklı Mıdır?

07.08.2026
Sait İnanç: Trend Olan Haklı Mıdır?

Viral olmanın doğrulukla hiçbir ilgisinin olmaması

Bir zamanlar “Herkes bunu konuşuyor.” cümlesi, bir konunun gerçekten önemli olduğuna işaret ederdi. Bugün ise aynı cümle, çoğu zaman sadece sosyal medyada en çok karşılaştığımız içeriği ifade ediyor. Çünkü dijital çağda en çok konuşulan ile en doğru olan, ne yazık ki aynı şey değil.

Sosyal medya hayatımıza büyük kolaylıklar getirdi. Dünyanın öbür ucundaki bir gelişmeyi saniyeler içinde öğrenebiliyor, fikirlerimizi milyonlarla paylaşabiliyoruz. Ancak bilginin hızla yayılması, onun doğru olduğu anlamına gelmiyor. Hatta çoğu zaman en hızlı yayılan içerikler, en doğru olanlar değil; en çok şaşırtan, öfkelendiren ya da merak uyandıranlar oluyor.

Bugün milyonlarca kişinin izlediği bir video, binlerce kez paylaşılan bir iddia ya da saatler içinde “trend” olan bir başlık, birçok insanın gözünde güvenilirlik kazanıyor. Oysa bir bilginin çok paylaşılması, onun doğruluğunu ispatlamaz. Sadece daha fazla kişiye ulaştığını gösterir.

Bunun en önemli sebeplerinden biri de sosyal medya düzenidir. Çünkü bu düzen, doğru bilgiyi öne çıkarmak için değil, insanların dikkatini daha uzun süre üzerinde tutacak içerikleri görünür kılmak için çalışıyor. Kızdıran, korkutan, şaşırtan ya da kutuplaştıran paylaşımlar daha fazla ilgi gördüğü için daha geniş kitlelere ulaşıyor. Böyle olunca da doğruluk değil, dikkat kazanıyor.

İşte tam da burada tehlikeli bir algı oluşuyor. İnsanlar, sık karşılaştıkları bilgileri doğru kabul etmeye başlıyor. Oysa tekrar edilen her şey gerçek değildir. Aynı yalan defalarca karşımıza çıktığında, farkında olmadan ona inanma eğilimi gösterebiliyoruz.

Tam da bu noktada gazeteciliğin değeri bir kez daha ortaya çıkıyor. Gazetecinin görevi trend olanı yazmak değil, doğru olanı araştırmaktır. İlk paylaşan olmak elbette önemlidir; ancak doğru paylaşan olmak çok daha değerlidir. Çünkü hızın telafisi vardır, güvenin ise yoktur.

Ne yazık ki sosyal medyanın oluşturduğu bu hız baskısı, zaman zaman geleneksel medyayı da etkiliyor. Doğrulanmadan paylaşılan haberler, eksik bilgiler ve aceleyle yapılan yorumlar, yılların emeğiyle oluşan güveni birkaç dakika içinde zedeleyebiliyor.

Bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Bir bilgiye neden inanıyoruz? Çünkü herkes paylaşıyor diye mi, yoksa sağlam kaynaklara ve somut delillere dayandığı için mi?

Hakikat, çoğunluğun alkışına göre değişmez. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Bir dönem herkesin doğru kabul ettiği pek çok bilgi yıllar sonra yanlış çıkmıştır. Aynı şekilde, ilk başta yalnız kalan birçok gerçek de zaman içinde doğrulanmıştır.

Bu yüzden dijital çağın belki de en önemli becerisi, daha hızlı paylaşmak değil; daha bilinçli sorgulamaktır. Her gördüğümüze inanmamak, her paylaşımı gerçek kabul etmemek ve özellikle duygularımıza seslenen içeriklere karşı daha dikkatli olmak zorundayız.

Çünkü trendler gelip geçer. Bugün milyonların konuştuğu bir konu yarın tamamen unutulur. Sosyal medya gündemi sürekli değişir. Ama gerçekler, gündeme göre şekil değiştirmez.

Sonuç olarak, viral olmak haklı olmak değildir. Bir düşüncenin milyonlara ulaşması, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Gerçeğin ölçüsü beğeni sayısı, paylaşım oranı ya da izlenme rakamı değildir. Gerçeğin tek ölçüsü, doğrulanabilir olmasıdır.

Unutmayalım; kalabalıklar bazen yanılabilir, sosyal medya yanıltabilir, gündem değişebilir. Ama hakikat, er ya da geç kendi yolunu bulur. Asıl mesele, trendlerin peşinden koşmak değil, gerçeğin izini sürebilmektir.

Sait İnanç

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.